Beylikdüzü’nde bir garip kampanya var. Öyle bir algı yaratıldı ki, “Ne olur bizi duyun” yalvarışları seziyorum. AK Partili mevcut belediye başkanı Yusuf Uzun’un bir daha aday gösterilmemesi isteniyor. Twitter’da ve Facebook’ta, genel merkez yöneticilerine seslerini duyurmaya çalışan teşkilat mensupları var. Onlar, Başkan Uzun’un yeniden aday gösterileceğine inandıkları için bu nedenle diyorlar ki, “AK Parti evet, Yusuf Uzun hayır.”
Bu kampanyayı yürütenler sadece seçim dönemi ortaya çıkmadı. Uzun göreve geldi, 1 yıl sonra başladılar; “Yok arkadaş olmayacak bu iş böyle” demeye. Baktılar ki, hakikatten Yusuf Uzun beklentileri karşılayamıyor, ne yapıp edip aday gösterilmemesi için uğraşa girdiler. Halk nezdinde bu algı oluşturuldu. Anketlerde duydunuz mu hiç “Yusuf Uzun’dan memnunuz” diyen?
Duymadınız, çünkü kimse memnun değil. Her aday bangır bangır anket yapıp sonuçlarını açıklıyor, ama Yusuf Başkan’dan ses seda yok. “Hizmetten memnun musunuz?” anketlerinden “Evet” cevabı yüzde 80’lerde. Çünkü AK Parti hükümetinin desteğiyle hizmet geliyor. Bana kalırsa Yusuf Uzun’un hizmet etmeme gibi bir alışkanlığı yok. Tek alışkanlığı, farklı dünyaların farklı insanı gibi hareket etmesi. Bakın şu sözümün altını çiziyorum; Yusuf Uzun bir halk adamı değildir. Yusuf Başkan hizmet adamıdır. Hizmet etmek, bir dernekte de olur. Bundan sonraki hayatında gitsin bir derneğe başkan olsun, hayır kuruluşlarının başına geçsin; öyle hizmet sevdasını sürdürsün. Beylikdüzü halkı Yusuf Uzun’u bir türlü bağrına basamadı. Çünkü halk adamı değil.
Yusuf Bey eğer ki halk adamı olsaydı, ona bu kadar eleştiri yapılmazdı, “istemezük” denilmezdi. Halkın içinde yaşayan, elini tutup sıkan, tokalaşan, dertleşen ve dert dinleyip dertlenen, ağlayıp gülen bir belediye başkanı asla seçimi kaybetmez, hakkında “gitsin politikası” yürütülmez.
Yusuf Uzun’un hizmet çabası ile halk adamlığı sıfatı birleşmesi gerekiyordu, olmadı. Ne yazık ki sadece hizmet etmek işe yaramıyor. Halk aynen şöyle düşünüyor: “Bu yolu yapıyorlar ama kim yapıyor? Ben oy veriyorum ama kime veriyorum?”
Sonra hemen ekliyor: “Benim bir derdim var ama başkana nasıl söylerim? Acaba ulaşabilir miyim? Başkanımız soframıza buyurur mu acaba?”
Yusuf Uzun için düşünülen benim bu söylediklerim devede kulak kalır. Allah aşkına, cumadan cumaya saf tutan, ara sıra AVM’lerde gözüken, meclis salonundaki halk günlerine bile katılmayan belediye başkanından halk adamı mı olur?
***
Farz edelim ben çok zenginim. İşim nedeniyle gece gündüz eve gelmiyorum. Aile fertlerimin yediği önünde yemediği arkasında. Ayda bir çocukları yoklayıp, “Var mı derdiniz sıkıntınız” diyorum. Bir o ülkedeyim bir bu ülkede. Bir toplantıya girip bir toplantıdan çıkıyorum. Para problemimiz yok. Çocuklarım en lüks şekilde yaşıyor, ama ailem bana ulaşmakta güçlük çekiyor. Bir çocuk gözüyle, bir anne gözüyle empati kurun. O çocuk babasına ne kadar hürmet gösterir, ne kadar sevgi alır? Bir anne çocuklarına ne kadar ‘babanız süper insan’ derse desin, çocuk babasıyla şakalaşıp, sırtına çıkamadıktan sonra, vakit geçiremedikten sonra, ne anlamı var? O kadın kocasıyla görüşemedikten sonra hangi bağ kalır? Para gani, ama sevgi saygı, aile bağı sıfır.
Beylikdüzü de böyle. Rant çok, para çok, hizmet çok ama Belediye Başkanı Yusuf Uzun’un halk ile bağı sıfır. Sağlam temeller üzerine kurulmayan aile bağları dağılmaya mahkûmdur. AK Parti’de Yusuf Uzun aday gösterilirse, bu bağlar CHP ya da MHP ile kurulmaya çalışılır.
İMAMOĞLU TAM TERSİ
Yörünge Gazetesi, Beylikdüzü’ndeki yayınlarında tarafsızlık çizgisinden asla şaşmaz. Takip eden vatandaşlarımızın övgülerine alışkınız bu konuda. Çünkü Yusuf Uzun da eleştirilir, CHP belediye başkan aday adayı ve eski ilçe başkanı Ekrem İmamoğlu da.
Bizi güçlü kılan eleştirmek, yapılan bir iş varsa da bunu duyurmak. Bir sayfada övgü, diğer sayfada yergi görebilirsiniz.
Şimdi gelelim Ekrem İmamoğlu’na. Ekrem bey, Yusuf Uzun’dan farklı mı? Farklı…
Yusuf bey halk adamı değil ama Ekrem bey halk adamı. Yusuf Uzun hizmet getirir, Ekrem İmamoğlu getiremez. Sayın İmamoğlu her zaman bol keseden atan bir siyasetçidir. İkisi birbirini tamamlıyor. Halkın arasına karışmayı çok iyi beceriyor o ayrı mesele…



